**
Her çocuğun zihinsel ve duygusal gelişimi, çevresel etkilerle ayrı bir yol alır. Ancak bazı çocuklar, yaşadıkları olaylara karşı daha duyarlı tepki verebilir. Aileler, bu tür çocukları “duygusal” veya “alıngan” olarak tanımlayabilir. Bu etiketler zamanla yanıltıcı olabilir; çünkü hassas yapıdaki bireylerin sunduğu güçlü yanları göz ardı edilmemelidir.
Hassas çocuklar, başkalarının hislerini anlama yetenekleri ile dikkat çeker. Diğerleriyle olan sosyal ilişkilerinde derinlik ve empati sunarlar. Empatik tutumları sayesinde zor durumda kalan arkadaşlarına yardımcı olma eğilimindedirler. Bunun yanında sorumluluk bilinci taşıdıkları da söylenebilir; çevrelerini detaylıca gözlemleyerek yaratıcı çözümler geliştirebilirler.
Ancak meselenin sadece olumlu kısımları yoktur. Hassas yönlü çocuklar sıkça eleştirilerin etkisinden fazla zarar görebilirken, başarısızlıkla yüzleşmekte zorlanabilirler. Sosyal ortamlardaki gerginlikten dolayı enerji kaybetmeleri veya yeniliklere alışmakta güçlük yaşamaları oldukça yaygın durumlardır. Bu nedenle ailelerin bu tepkilere yönelik duyarlılık göstermeleri son derece önemlidir.
Ailelerin yaklaşımı ise hukken oluşturulan temel üzerinden ilerlemelidir. “Buna neden üzülüyorsun?” gibi küçümseyici ifadelere yer vermektense, “Duygularını anlıyorum” gibi destekleyici cümlelerle iletişimi güçlendirmek faydalıdır. Çocukların hislerini yeterince anlamaya çalışmak yerine geçtiğimizde onlara yardımcı olunmalı ve baş etme yolları araştırılmalıdır.
Hassas olmak bir zafiyet değil; tam aksine özel bir işaret olarak görünmelidir! Başarılı bir yönlendirme ile çocuğa kendi duygularını keşfetme fırsatı sağlamak gerekir. Sürekli koruma yerine küçük adımlar attırarak bağımsız düşünme becerisi kazandırmak gelecekte onların dayanıklılığına büyük katkıda bulunacaktır.
Sonuç itibarıyla, uygun şartlar altında oluştukları ortamda hassasiyet bir avantaj haline dönüşebilir. İyi niyetle yaklaşan ailelerin kanatlarının altında bugünün hassas yüreklerine yol gösterdiklerinde sağlıklı bireyler yetiştirmeleri mümkündür!
